KDK İstedi, Danıştay İptal Etti: MEB'in Proje Okulu Atamalarında 'Somut Ölçüt' Zorunluluğu
Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği'nin 10. maddesindeki "Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir" hükmü yargıya taşınmıştı.
Danıştay 2. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi üzerine yapılan itirazı değerlendiren Danıştay İDDK (E:2026/162), kararı kaldırarak ilgili düzenlemenin yürütmesini durdurdu. Yüksek Mahkeme, görev süresi uzatılacak personelin tespitinde esas alınacak başarı kriterleri ve somut değerlendirme standartları bulunmamasını "eksik düzenleme" olarak değerlendirdi.
Öte yandan Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) da 03.09.2025 tarihli kararıyla (2025/10554-S.25.15179) MEB'e tavsiyede bulunarak; söz konusu okullara atama ve görev süresi uzatımlarında liyakatli kadroların belirlenebilmesi amacıyla nesnel ve ölçülebilir kriterlerin mevzuata dahil edilmesi gerektiğini bildirmişti.
Sürecin Geçmişi: Proje Okullarının Hukuki Statüsü
7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 22. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca proje okulları; özel müfredat yürüten, ulusal/uluslararası projeler üstlenen ve genel atanma esaslarından ayrı tutulan özel statülü kurumlar olarak yapılandırıldı.
Bakan Onayı Şartı: Mevzuat uyarınca bu okullardaki öğretmen ve idareci atamaları doğrudan Bakanlık makamının onayına bağlandı.
Genel Atama Rejiminden Muafiyet: 657 sayılı Kanun’un sınavlar ve standart atamalara ilişkin hükümleri bu kurumlar için uygulanmadı.
"Hukuk Devleti" Vurgusu: Takdir Yetkisi Keyfilik Demek Değildir
İdarenin personel yönetiminde takdir marjı bulunsa da bu yetki Anayasa’nın 2. maddesinde teminat altına alınan "Hukuk Devleti" ilkesi gereği sınırsız kullanılamaz.
7528 sayılı Kanun’un 4. maddesinde altı çizilen "kariyer" ve "liyakat" ilkelerinin kağıt üzerinde kalmaması, idari istikrarın muhafazası ve keyfi uygulamaların önüne geçilmesi için görev süresi uzatma işlemlerinin nesnel, şeffaf ve denetlenebilir esaslara bağlanması hukuki bir zorunluluktur. Danıştay'ın kararı, idari takdir yetkisinin hukuki güvenlik ilkelerinin ötesine geçemeyeceğini bir kez daha tescilledi.